
Yeni bir "mim" başlatılmış ve Sevgili
ASUMAN hanım ve
DALGALARI AŞMAK tarafından mim'lenmişim.Ama bu mimle ilgili kurallar var.Ortaya karışık yapamıyorsunuz.Öncelikle bu bilgileri vereyim.
*Mimi gönderen bloga link veriyorsunuz.
*Üç kişiyi mimliyorsunuz ve mimlediğiniz kişinin bloguna not bırakıyorsunuz. ( Ortaya bıraktım, isteyen alsın, demiyorsunuz.) Ayrıca olabildiğince bu konuda mimlenmemiş blogları seçmek için özen gösteriyorsunuz.
*Mimlediğiniz blogların da linkini veriyorsunuz. Yapacağımız, aşağıdaki sorulara düşüncelerimizi yazmak. Ve işte sorular.
1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
2) Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
3) Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
4) Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
5) Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?
Gelelim benim cevaplarıma...
1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorum ?
Millet Vekilliği dokunulmazlığı kaldırılmalı ve suçlular bağımsız sivil mahkemlerde derhal yargılanıp,cezalandırılmalıdır.Meclis kurallarını tanımayan,şiddet kullanan milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığı da kaldırılarak,disiplin cezası verilmelidir.Milletvekillerinin,iş takipçilik,müşavirlik,özel sektör veya şirketlerinin olduğu saptandığı takdirde,miiletvekilliğinden uzaklaştırılarak,ağırlaştırılmış ceza ile cezalandırılmaları gerekir.Bunun için gerekli yasal hazırlıkların ivedilikle hazırlanması gerekir.Milletvekilleri yemin töreni sırasında,bölgesinden gelen hemşerilerine boş vakit ayırmayacağına,işlerini aksatmayacağına,gerekirse her ay temsil ettiği bölgeye giderek sorunlara çözüm bulacağına da and içmelidir.TBMM çay kahve içilip,yandaşlarına iş bulma,onların işlerini takip etme yeri değildir.Geçmiş dönemlerde,erkek milletvekillerinin kürtaj parası almak için komik,akıl dışı yolsuzluklar yaptığı bilinmektedir.
Bu türlü yolsuzluklar(sağlık,özel seyahat ve özel aile masrafları)tespit edildiği takdirde,yüksek tirajlı basında bu tip siyasilerin yüz kızartıcı suçları ilan edilerek kamu oyuna duyurulmalıdır.
2) Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
Burada barajın kaldırılıp kaldırılmamasından önce başka şeylere kısaca göz atmakta yarar var.Milletin iradesi,ya da milli iradenin en üst ifadesi olarak Türk Devrimini ,Kurtuluş Şavaşı'nı ve Cumhuriyet Devrimi'ni gerçekleştiren,1924 Anayasası'nı yapan ve 1937'de Altı Ok ilkelerini Anayasa'ya koyan milli irade,oy sandığıyla belirlenmediğine göre milli irade olmuyor mu,ya da ne oluyor?Bugün sandıktan çıkan oyların emrettiği ''milli irade'',Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet Devrimi'ni gerçekleştiren milli iaradeye,onun ilkelerine,onun önderine karşı olduğuna göre,ikisinden birinin yanlış olması gerekir.Gerçek olan şu:Ya sandıktan çıkan belirleyecek milli iradeyi,ya da Cumhuriyet Devrimi'nin ilkeleri.Hiçbir ulus,kendi temellerini yıkan,kendi sonunu getiren bir karar ve eylemde bulunamayacağına göre,doğru olan bellidir.
Demek ki sandıktan çıkan oyun emrettiği ile,yani seçmen iradesi ile ulusal ya da milli irade aynı şey değil,hatta çoğu kez karşı karşıya gelebiliyor.Evet,bugün geldiğimiz noktada,Cumhuriyeti devrimle kuran devrimci milli irade ile oy sandığına hapsedilmiş sahte ''milli irade'' ya da seçmen iradesi karşı karşıyadır.Bu sahte ''milli irade''nin nasıl imal edildiğinin örneklerini komşularımız Gürcistan'daki,Ukrayna'daki Soroscu turuncu devrimlerle gördük.Hitler'in ,Musolini'nin de seçimle iktidara geldiğini,antidemokratik olduğunda herkesin birleştiği 12 Eylül Anayasası'nın da halkın yüzde 92 oyu ile onaylandığını,yani ''milli irade''nin tecellisi olarak sunulduğunu biliyoruz.Şu da çok önemlidir;12 Eylül Anayasası'nı yüzde 92'yle onaylayan ''milli irade''ile AKP'yi yüzde 45 lerde ile iktidara getiren
''milli irade''aynı iradenin ABD emperyalizminin ''ılımlı İslamcı''karşıdevrim sürecinin halkalarıdır.Her ikisi de;birincisi
terörle sindirilmiş,ikincisi de açlık,işsizlik korkusu ve yalanla terbiye edilmiş bir ''milli irade''nin ürünü değil mi?
Hiçbir ulus kendini köleliğe,yok olmaya götüren bir kararı ulusal bir irade,ulusal bir bilinç ürünü olarak alamaz.Bu toplumların doğal gelişme ve var olma hakkına aykırıdır.Tıpkı bireyler için geçerli olan,yaşama,karnını doyurma,barınma vb temel hakları hiçbir devletin,hiçbir çoğunluğun hiçbir koşulda onun elinden alamayacağı gibi,ulusların var olma hakkı da aynı şekilde temel bir haktır ve bu hakka dayanan ulusal irade de ,o ulusun zaman zaman yanılan çoğunluğu da olsa,hiçbir güç tarafından ortadan kaldırılamaz.Sonuç olarak baraj kaldırılsa ne olur,kaldırılmasa ne olur...Şaka elbet,yorum size ait!
3) Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
Bu sorunun bir çok cevabı yukarıda verilmiştir.Yine de şu kısa saptamayı yapmakta yarar vardır : Sandıkta da ''devrim yapan halkın''iradesidir geçerli olan.Devrime katılanın,devrim yapanın,kendine devrim pratiğinde değiştrip dönüştürenin bilinci ve iradesiyle,katılmayan,henüz bu bilince sahip olmayanın oyu,''iradesi''eşit ve aynı ağırlıkta değildir.
4) Yargı bağımsızlığı benim için ne anlam taşıyor?
Yargı bağımsızlığını devrimci Mustafa Kemal tanımış mıdır ki ben tanıyayım.Yargı da,yasa da,kanunlar da hangi kuruma bağlıysa,parayı kimden alıyorsa,sonuçta deformasyona uğramaya mahkumdur.İnsan unsurunun olduğu yerde bunu normal karşılamak lazımdır.Mustafa Kemal,emperyalist işgal sırasında İstanbul hükümetinin hangi yasasına bağlı kalmıştır.İdam hükmü ile cezalandırıldığı halde,mücadelesinden ve devrimden vazgeçmiş midir?''Devrim, eski düzenin yasalarını tanımadığı gibi yeni düzenin yasalarına tabi olmayı da reddeder.''Düzeni toptan ve tamamen değiştirmeye karar veren kitleler ve bireyler yeni düzen içinde kurulan hükümetlerin (örneğin Rusya’da geçici hükümetler) kararlarını falan da beklemeden mülkiyet ilişkilerini ve hiyerarşik düzenlemeleri bilfiil değiştirmeye girişirler. Fabrikaları, toprakları ele geçirir, eğer askeri birimlerdeyseler üstlerinin emirlerini dinlemez ve fiilen emir komuta mekanizmasını işlemez hale getirirler. Rusya’da ve 1936 İspanya’sında devrim böyle gerçekleşmiştir.Bu biraz ''anarşizm''in hümanizması gibi gözükse de,son derece göreceli ve geniş kapsamlı bir olgudur.
Devrimci diyalektik,halkların kendi yargı bağımsızlığını kendilerinin oluşturmasını,gerektiğinde değiştirmesini,gerektiğinde de yıkmasını ve yenisini oluşturmasını söyler.Bunu da şartlar belirler.
5)Sevgili Asuman hanımın,Türk kadını konusunda ki yazısına tamamiyle katılıyorum.
Sevgili Dalgaları Aşmak kendi sorusunda ''Ülke şartları ne durumda olursa olsun (her kötü ihtimali düşünebilirsiniz)askeri darbe sizce ne anlam taşır?.''diye sormuş.
Devrimci halkların devrimci ordusu,halklarına işkence,zulüm yapmaz.Yapmadığı gibi, darbe yapma gereksinimi de duymaz.Çünkü,devrimci bir toplumda bütün kurumlar birbirini tamamlayan çarkların birer parçasıdır.
Benim sorum aşağıda mimlediğim dostlarıma:''Anyasa değişikliği yapılmalı mıdır?''
EbruliNoEngelGece Sorgulamaları